Türkiye'nin ULAQ ve ALBATROS insansız deniz araçları deniz harp konseptini köklü biçimde dönüştürüyor. İnsan kayıpsız sahil koruması ve asimetrik deniz muharebesi.
İnsansız yüzey araçları (İSA/USV), deniz muharebesinin hızla gelişen bir boyutunu oluşturmaktadır. Türkiye'nin ULAQ ve ALBATROS platformları bu alandaki en somut örnekler arasında yerini almıştır.
ULAQ, Ares Tersanesi ile Meteksan Savunma iş birliğiyle geliştirilen, Cirit ve L-UMTAS güdümlü füzelerle donatılabilen silahlı bir İSA'dır. 2022'de kamuoyuna tanıtılan platform, 2025 yılı itibarıyla Türk Deniz Kuvvetleri ile kapsamlı testler gerçekleştirmiş ve çeşitli ihracat müzakereleri sürmektedir. ALBATROS ise deniz keşif ve elektronik harp rollerine odaklanan, daha büyük tonajlı bir kardeş platformdur.
Stratejik bağlamda bu sistemler, Türkiye'nin deniz harp doktrini açısından birkaç kritik avantaj sunmaktadır: Sahil ve dar su operasyonlarında insan kayıplarını azaltması; çok sayıda İSA'nın koordineli sürü taktiklerine imkân tanıması; gece ve kötü hava koşullarında kalıcı deniz varlığının sürdürülmesi. Akdeniz ve Ege'nin karmaşık coğrafyası bu sistemlere özellikle uygun bir operasyon ortamı sunmaktadır.
Bir karşılaştırma yapıldığında, ABD'nin insansız deniz harp programı—Phantom ve Sea Hunter—ağırlıklı olarak lojistik ve gözetleme rollerine odaklanmaktadır. Silah entegrasyonunu ön plana çıkaran Türk yaklaşımı ise farklı bir tasarım felsefesini yansıtmaktadır. Bu tercih, kısmen mevcut filodaki toplam silah kapasitesini uygun maliyetle artırma zorunluluğundan kaynaklanmaktadır.
İhracat boyutunda Körfez ülkelerinin ULAQ'a ilgi gösterdiği bilinmekte; Körfez kıyı savunma operasyonlarındaki taktiksel ihtiyaçlar bu ilgiyi desteklemektedir. Hukuki çerçeve açısından İSA'lar, deniz hukukunun savaş gemisi tanımı kapsamında yer almamakta; bu durum angajman kuralları ve uluslararası hukuk açısından tartışmalı sorular doğurmaktadır.