KAAN Muharip Uçağı'nın ilk uçuşunun ardından Türkiye'nin milli hava gücü stratejisi yeniden şekilleniyor. Yerli motor geliştirme süreci ve NATO uyumu kritik eşikte.
KAAN Muharip Uçağı, Türkiye Cumhuriyeti'nin savunma sanayiindeki dönüşümünün en somut göstergesidir. 2023 yılındaki ilk uçuştan bu yana program kritik eşikleri aşmış, 2025 sonunda ikinci prototip SB-02 de havalanmıştır. Program, Türkiye'yi dünyada kendi 5. nesil muharip uçağını geliştiren yedinci ülke yaparak seçkin bir kulübe dahil etmiştir.
TASK Motor Sanayi A.Ş. bünyesinde sürdürülen yerli turbofan motor geliştirme çalışmaları programın en kritik boyutunu oluşturmaktadır. Halihazırda kullanılan General Electric F110 motorlarının yerini alacak milli motorda 2028 yılı hedeflenirken, bu süreçte 1.500 kg itki sınıfına ulaşılması beklenmektedir. Motor bağımsızlığı, salt teknolojik bir mesele olmaktan öte stratejik bir zorunluluktur; F-35 programından çıkarılma deneyimi Türkiye'ye motor bağımsızlığının hayati önemini acı bir şekilde hatırlatmıştır.
NATO entegrasyonu açısından değerlendirildiğinde, KAAN'ın Link-16 datalink sistemi ve müttefik IFF (dost-düşman tanımlama) kodları ile tam uyumlu tasarlandığı görülmektedir. Bu tercih, F-35 krizinin ardından yeniden inşa edilmeye çalışılan NATO-Türkiye ilişkilerinde teknik bir köprü işlevi görmektedir. Bununla birlikte, Türkiye'nin AESA radar, silah sistemi entegrasyonu ve stealth kaplamalarda hâlâ dışa bağımlılığını sürdürdüğü kritik alanlar mevcuttur.
İhracat potansiyeli bağlamında SSB Başkanı'nın 2026 yılı başında yaptığı açıklamalar, birden fazla ülkenin KAAN'a ilgi gösterdiğini ortaya koymuştur. Pakistan, Azerbaycan ve Körfez ülkelerinin potansiyel alıcı olarak öne çıktığı değerlendirilmektedir. Ancak Batı kökenli alt sistemlerin varlığı, üçüncü ülkelere ihracat süreçlerinde lisans engellerine yol açabilmektedir; nitekim bu mesele F-16 modernizasyon görüşmelerinde de gündeme gelmiştir.
Sonuç itibarıyla KAAN, yalnızca bir savunma sistemi değil, Türkiye'nin teknolojik kimliğinin bir yansımasıdır. Programın başarısı, savunma sanayii bütçesinin sürdürülebilirliğine, motor geliştirme takviminin tutturulabilmesine ve jeopolitik dengelerin doğru yönetilebilmesine bağlıdır.